prostate-cancer.jpg

Prostat Kanseri

Görülme Sıklığı ve Belirtileri

Prostat kanseri görülme yaşı ne yazık ki çok aşağılara düşmüştür. Öyle ki ülkemizde bile 36 yaşında prostat kanserinden ölen olmuştur. Prostat kanserinin gerçek oranı otopsi çalışmalarında 30 yaşın altında %5 civarında olup 80 yaşın üzerinde %60'a çıkmaktadır. %60 demek toplumda 80 yaşın üzerindeki erkeklerde prostat kanseri olanlar olmayanlardan daha fazla anlamına gelmektedir. Prostat kanseri bu kadar sık görülen bir kanserdir. Ancak çoğuna tanı konulmadan başka sebeplerle hayatlarını kaybetmektedirler. Belirtilerine gelirsek çoğu hastada nerdeyse belirti göstermez ve rutin taramalarda saptanır. Çok ileri vakalarda tıkanıklık şikayeti yapar yada metastaz yaparsa vücut ağrısı şeklinde kendini gösterebilir.

 
rektalexam.jpg

Teşhis

Prostat kanseri için toplum taraması konusu tam açıklığa kavuşmamıştır. Yaklaşım her ülkede farklıdır, Dünya'nın çoğunda rutin tarama yapılan kanserler arasında değildir. Ülkemiz' de de kanser taraması yapılan merkezlerde rutin taraması yapılmamaktadır. Ön tarama için iki inceleme yapılmaktadır: birincisi kan prostat spesifik antijen (PSA) ölçümü ve parmakla yapılan rektal prostat muayenesidir. PSA ölçümü aile sağlığı merkezlerinde de yapılırken, parmakla muayene sadece üroloji uzmanı tarafından yapılmalıdır. İki değerlendirmeden birinde anormallik varsa hastadan biyopsi alınır.

 
prostate-fusion-biopsy.jpg

Biyopsi

Biyopsi işlemi rektal yoldan yada perineal yoldan yapılabilir. Öncesinde MR çekilerek ultrasonda eşleşme (füzyon) yapılarak yapılan biyopsinin doğruluğu daha yüksektir. Ancak bu işleme ulaşmak zor ve pahalıdır. Biyopsi öncesi her hastaya MR çekilmesi önerilmektedir, MR çekilemiyorsa standart biyopsi yapılması önerilmektedir. Biyopsi en az 12 kadran yapılmalıdır. Ayrıca MR'da şüpheli lezyon varsa o lezyondan 3-5 parça ekstra alınmalıdır. Alınan parçalar her biri farklı tüpte patolojiye yollanır. Patolog deneyimli ve patoloji laboratuvarı immün boyama açısından donanımlı olmalıdır.

 
ptpms.jpg

Evreleme

Kanser tanısı konduktan sonra yapılması gereken tüm kanserlerde olduğu gibi evrelemedir. Halen güncel öneri tomografi ve kemik sintigrafisi olmasına karşın, bu modalitelerin düşük duyarlılık oranları nedeniyle artık neredeyse rutin olarak 
Ga-PSMA PET incelemesi yapılmaktadır. PSMA prostat kanseri tarafından normal dokuya göre 100-1000 kat daha fazla sentezlenip kanseri duyarlı hale getiren bir membran antijenidir. Buna tutunan nükleer madde kanserli dokuyu net bir şekilde gösterir. Ayrıca cerrahi yapılacaksa ve kanserin prostatın dışında kas veya rektuma yayılımı düşünülüyorsa, öncesinde çekilmediyse, MR çekilebilir.

 
prscerrahi.png

Tedavi

Hastanın biyopsi sonucu, PSA değeri, yaşı veya yaşam beklentisine göre tedaviye karar verilir. Tedavi iki türlüdür. Biri definitif dediğimiz kanseri tamamen temizlemeyi amaçlayan, diğeri de palyatif dediğimiz, kansere bağlı rahatsızlıkları tedavi eden, tedavilerdir. Kanseri yayılmamış (son çalışmalara göre az yayılmış olsa bile) hastalarda definitif tedavi yapılmalıdır. Bu tedaviler cerrahi olarak prostatın ve lenf nodlarının çıkarılması yada radyoterapiyle birlikte hormonal tedavidir. Son zamanlarda tedavi başarısızlığıyla kurtarma tedavileri gündeme gelmiştir. Örneğin cerrahi başarısızlığında radyoterapi yada tam tersi. Bu nedenle öncelik cerrahide olduğunda daha konforlu ve az komplikasyonlu bir hastalık süreç yönetimi mümkün olmaktadır. Cerrahi tedavi açık, laparoskopik ve robotik yöntemle yapılabilir. Önemli olan cerrahın en iyi yaptığı metodu uygulamasıdır. Modaliteler arasında kanser kontrolü açısından bir fark yoktur.